İsmail Tetikci

İSMAİL TETİKCİ VE RESİMLERİ ÜZERİNE

İsmail Tetikci 2000 yılında Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni İkincilikle, Resim Bölümünü Birincilikle bitirerek mesleki yaşamına başlamış bir sanatçıdır.

Bir süre İş Eğitimi ve Resim Öğretmenliği yapmış, 2002 yılında bitirmiş olduğu bölümde Yüksek Lisansını tamamlamıştır. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Doktora programına ve Güzel Sanatlar Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü’nde Araştırma Görevliliğine başlamıştır. 2005 Yılında ise YÖK yasası 35/b maddesi ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Ana Sanat Dalı’nda Sanatta Yeterlilik eğitimine ve Araştırma Görevliliğine başlamıştır. Nisan 2010’da “Batı Anlayışına Dönük Türk Resim Sanatında Doğa-İnsan İlişkisi” konulu eser-metni ile Doktora eşdeğerli Sanatta Yeterlilik Diplomasını almaya hak kazanmıştır.

İsmail Tetikci sessiz, sakin, alçak gönüllü, sevecen, arkadaş canlısı bir görünüm altında ana hatlarıyla belirttiğimiz özgeçmişinden de anlaşılacağı gibi, birkaç işi bir arada yapma becerisi gösterebilenlerdendir. Bu becerisinde yaşam deneyiminin, artı ve eksileriyle kendisini tanımasının, en önemlisi de insancıl ve önyargısız bir yaklaşımla sanata, yaşama ve çevresine bakıyor olmasının büyük payı vardır. Resimleri de yaşama bakışının koşutunda, duygusal ve romantik bir tavrın ürünleridirler.

Tetikci bu yaklaşımı ile hem doğaya hem de insana açık bir görünüm sergiler. Sanatta Yeterlilik tezinin konusunu “Batı Anlayışına Dönük Türk Resim Sanatında Doğa-İnsan İlişkisi” olarak belirlemesi de hem kendini hem de ilgi alanlarını yeterince tanıdığının bir diğer göstergesi olsa gerek.

İsmail’in resimlerinde İnsan-doğa birlikteliği gerçekte olduğu gibi bir doğa içinde ufacık bir alan kaplayan insan/lar/la oluşturulan kompozisyonlarla sağlanır. Onun resimlerinde doğa, düz engebesiz bir alan değil, tersine dağlık, tepelik, kayalık, sarp, inişi çıkışı olan, yaşaması zor bir mekandır. Gökyüzü de sessiz, sakin, dingin, bulutsuz bir boşluk değil, insan dahil, doğada varolan her şeyi derinliklerine çekmeye ve yutmaya hazır bir girdap gibidir. Sıcak ve soğuk renkler ile ak ve kara tonlardaki bulutlar sürekli bir devinim içinde yan yana, iç içe, alt alta, üst üste belli bir merkezi alana, deyim yerindeyse kara deliğe doğru hareketlenmiş, kompozisyonun genel kurgusu içinde özel bir anlam ve konum kazanmıştır.

Engebeli, sarp bir doğa ve her şeyi yutmaya hazır bir gökyüzü arasında yalnızlığı, yoksunluğu, çaresizliği, çelimsizliği, umarsızlığı daha da artmış görünen canlılar belirsiz bir geleceğe bakmakta yada yürümekte, dahası koşmaktadırlar. Bununla birlikte çağdaş teknolojinin ve çağdaş dünyanın insana ve insanlığa sunmuş olduğu yabancılaşma olgusundan habersizdirler. Geniş bir gökyüzü altından ufka yada dağlara doğru vadide koşmakta olan atlar koruma altında olan ehil atlar değil gelecekleri belirsiz yılkı atlarıdır sanki. Birlikteyken bile yalnızdırlar. Anıtsal figürler değil, doğaya salınmış yılkı atları ile aynı kaderi paylaşan,halk söylencelerinden çıkmış ama sıradan insanlardır bunlar. “Umutları ‘Kaf Dağı’nın ardında”, çoğu zaman sırtları izleyiciye dönük, ufka bakar konumda yapa yalnız beklemektedirler. Yanlarında bir hayvan, yada ikinci bir kişi olsa da yalnızdırlar. Yalnızlığı bir yaşam biçimi olarak benimsemişlerdir sanki. Gene yine de tümüyle umutsuz değillerdir, uzaklarda da olsa, uzaklardan da olsa beklemeye değer bir şeyler vardır yaşamlarında.

Tetikci’nin mezun olduğu 2002 yılında bir, 2008 ve 2009 yıllarında ikişer ve 2010 yılının ilk yarısında bir olmak üzere bugüne dek farklı jürilerden toplam altı ödül almış olması onun resim alanındaki süreklilik gösteren başarılı çalışmalarının hiç de rastlantı olmadığını ortaya koymaktadır. Bu noktada söylenebi­lecek çok söze gerek kalmıyor;

İsmail duyarlılığını ve resmini besleyen kaynakları iyi tanıyor ve içtenlikli davranıyor. Sevgi ve coşkuyla çalışıyor ve hızla yol alıyor. Her yaptığı resim bir öncekinden daha iyi oluyor. Başladığı nokta ile geldiği yer arasında büyük bir mesafe ve nitelik farkı var. En dikkatli olması gereken nokta yaptığının daha iyisinin var olduğunu unutmaması hiç ve gerekli olduğu noktada özeleştiri yapabilmesidir; hepsi bu.

Aydın Ayan